Ojeclub

Evliliklerde Duygusal Şiddet

Evliliklerde Duygusal Şiddet

Evliliklerde duygusal şiddet nedir. Psikolojik şiddete uğrayan kadınlar neler yaşıyor. Kadına şiddet sadece dayak mı? Mutsuz evliliklerde kadının yaşadıkları.

Evliliklerde Duygusal Şiddet

Kadına şiddet ülkemizde her geçen gün artıyor. Yüzü gözü morluklar içinde dolaşan, kapıya çarptım, dolabın kapağını görmedim, düştüm diyerek yaşadıklarını gizlemeye çalışan kadınlar, çocuklarının geleceklerinden duydukları endişe ya da aile korkusuyla maruz kaldıkları şiddeti çoğu zaman kabulleniyorlar. Koca şiddeti yüzünden hayatını kaybeden kadın sayısı da maalesef her geçen gün artıyor.

Üstelik bilinen şiddet rakamları sadece duyulan, adli makamlara yansıyan kadarıyla bile korkunçken, bir de gizlenen kadının sesini çıkarmadan kabullendiği şiddetin hangi boyutlarda olduğunu tahmin etmek bile güç.

Peki, şiddete uğrayan kadınlar sadece yüzünde morluklar gördüğümüz kadınlar mı?

Maalesef hayır! Etrafımızda tanıdığımız, tanımadığımız pek çok kadın görünmeyen başka bir şiddete maruz kalıyor. Evet, yüzünde gözünde morluklar olmuyor ama ruhları öldürülüyor.

Duygusal Şiddet Nedir?

Şiddetin birçok boyutu var. Duygusal (psikolojik) şiddet, kadının kendine olan güvenini tamamen kaybettiği, erkek tarafından sürekli aşağılandığı, kendi başına bir hiç olduğuna inandırıldığı ve sürekli kontrol altında tutulduğu durumdur.

Aşık olduğu erkekle evlenen, kurduğu hayallerin gerçek olacağını zanneden kadın, daha evliliğin ilk günlerinden başlayarak büyük bir hayal kırıklığı içinde buluyor kendini.

İlk günlerde eşine karşı duyduğu aşk, içinde bulunduğu korkunç durumu anlamasını engelliyor. Kadın sürekli suçluluk duygusu içinde kocasını mutlu edemediğini, beceriksiz olduğunu düşünerek çırpınıyor. Erkek evliliğin hemen ardından kadından uzaklaşmaya, ailesine eskisinden çok daha fazla yakınlık göstermeye ve kadını da kendi ailesine itaat konusunda zorlamaya başlıyor.

Karşılaştığı baskı karşısında neye uğradığını anlayamayan kadın kocasını mutlu edebilmek için, kocanın ailesine yakınlaşmaya çalışıyor. Ancak genelde bu da ters tepiyor. Çünkü o, erkeğin ailesinin hayal ettiği gelin değil büyük ihtimalle.

Mutsuz ve yalnız kalan kadın, her şeyin düzeleceği umuduyla bu süreçte bir de çocuk sahibi olduysa artık dönüşü olmayan yola yola giriyor. Çocuk erkeğin kadın üzerindeki egemenliğini garantileme yolu. Anne olan kadın, artık atacağı her adımda kendinden önce çocuğunu düşünmek zorunda hissediyor. Artık duygusal şiddetin dozu sinsice değil bariz olarak artmaya başlıyor.

Çocuğunu büyütebilmek için işinden ayrılan ve kocasının eline bakmaya başlayan kadının yavaş yavaş parası da azalmaya başlıyor. Erkek her geçen gün eve bıraktığı parayı biraz daha azaltıyor. Bu arada kadını sürekli müsriflikle de suçlamaya başlıyor. Amaç, kadını sosyal hayattan tamamen uzaklaştırıp tam anlamıyla köleleştirmek. Kadın artık ekonomik olarak da engellenmiş çaresizliği daha da artmış hale geliyor.

Ev işleri ve çocuğun yetiştirilmesi için çabalarken bir de ekonomik sıkıntı ve aşağılanmayla baş başa kalan kadında, aşk ve sevgi tamamen yok olup nefrete dönüşmeye başlıyor. Artık kocasıyla birlikte olmak sadece bir göreve dönüşüyor. Bir süre görevi olarak devam ettirmeye çalıştığı cinsellik sonrasında kadın kendini daha da aşağılanmış ve tecavüze uğramış gibi hissetmeye başlıyor.

Bu arada kadının kendine olan güveni tamamen kayboluyor. Kocası olmadan bir hiç olduğunu kabulleniyor. Çevresindekilerin evliliği bitirmesi yönündeki telkinlerini uygulamaya geçirecek cesareti bulamıyor. Cesaret etse bile erkek, çocuğundan ayrılmak istemediğini, aksi takdirde intihar edeceğini söylüyor. Ya da kadını öldüreceğini söyleyerek tehdit ediyor.

Artık günlük işlerini bile yapamayan kadın, çocuğuna bile bakamayacak derin bir depresyonun içine gömülüyor. Ortalıkta dolaşan saçı başı dağınık, kendine bakmanın kadın olmanın ne demek olduğunu unutmuş kadınlardan biri haline geliyor. Duyguları tamamen öldürülmüş, bir robot gibi kolunu kaldıracak dermanı olmasa da yemek yapmak, çocuğa bakmak evi toplamak dışında bir şey düşünmeyen, kendi ailesinden ve arkadaşlarından uzaklaşan içine kapanık sessiz bir kadın ortaya çıkıyor.

Tüm bunlar bir hikayeden alınmış satırlar değil. Tam da yanı başınızda donuk bakışlarla etrafa bakan sessiz, kimseyle dost olamayan, komşuluk ilişkileri olmayan, zorunlu olmadıkça evden çıkmayan çok sayıda kadının yaşadığı ortak sıkıntılar.

Erkek şiddeti sadece dayak olarak ortaya çıkmıyor. Toplumun evin reisi olarak pompaladığı erkek, kadını yaşayan bir ölüye dönüştürebiliyor.

İşte bu da kadına yönelik şiddetin bilinmeyen, umursanmayan başka bir yönü maalesef.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Anonim dedi ki:

    Ne kadar doğru….Bazen diyorsun biri beni kendime getirse. Karşımda adam gibi adam olsa. Bir şeyler paylaşabilsek. Suskun sindirimiş nasıl hareket edeceğini bilemezsin. Çocuğunuza zoraki gösterdiğiniz ilgi. Yatağına yattığında yapmacık gülücükler beynini kemirir. Kısaca mutsuzluk mutsuzluk

BİR YORUM YAZ